Tunceli’nin gelenek ve göreneklere uyum, toplumsal ve ekonomik yapıdaki değişikliklere paralel olarak giderek azalmıştır. İl ve ilçe merkezlerinde tümüyle ortadan kalkan geleneklere uygun davranışlara, az da olsa köylerde rastlanabilmektedir. Geçmişi bilmek, geleceği aydınlatmaktır. Bu açıdan Tunceli’nin bazı gelenek ve göreneklerini incelemekte fayda var.

1. Evlenme Gelenekleri

İlçeden ilçeye, hatta köyden köye bazı farklılıkları içerse de evlenme gelenekleri, aşağı yukarı benzer özellikleri göstermektedir.

Kız İsteme

Erkek tarafı, beğendikleri kızın ailesine hayırlı bir iş için gelmek istedikleri haberini gönderir. Kız tarafı, genellikle bu habere olumlu cevap verir. Erkek tarafı, kız evine gider ve evin kızını kendi oğullarına, “Allah’ın emri, Peygamberin kavli ile” ister. Eğer kız tarafı, “müsait değiliz” derse, cevaplarının olumsuz olacağı anlamına gelir. “Düşünelim, danışalım” derlerse, kız tarafının olumlu yaklaştığı anlamına gelir. Kız tarafı genellikle ağırdan alır ve hayırlı iş için ikinci kez gelinmesi istenir.

Nişan

Kız isteme tamamlandıktan sonra, erkek tarafı nişan hazırlıklarını tamamlar. Hazırlıklar bitince, erkek tarafından ailenin büyüğü, yanına başka saygın kimseleri de alarak, kız tarafına gider. Sohbetin uygun bir yerinde kız tekrar istenir; kız tarafı da olumlu cevap verir ve nişan takılır. Evlilik hayatları ağız tadıyla geçsin diye şerbet içilir. Sonra kız tarafından şartları sorulur. Kız tarafı şartlarını söyler. Eğer başlık istenmiş ve oran yüksekse orada bulunanların araya girmesi sonucu, başlık dahil makul bir uzlaşma sağlanır. Uzlaşma sağlandıktan sonra önce düğün günü belirlenir; sonra da geleneksel yemek yenir. Kız tarafı aldığı başlıkla kızının çeyizini alır ve düğününü yapar. Daha sonra düğün günü konuşulup karara bağlanır ve arkasından misafirlere kız evi tarafından yemek verilir. Kız tarafının yemeği yenmiyorsa, erkek tarafının kabul edilmesini istediği talepleri olduğu anlamına gelir.

Düğün

Düğün günü yaklaşınca, erkek tarafı, kız evine elçi gönderir. Herhangi bir olumsuzluk yoksa mumlar (elma ve ya yağlı ekmek) dağıtılarak düğün günü duyurulur. Geleneksel düğünler üç gün, üç gece sürer. Davul zurnanın mutlaka bulunduğu düğünlerin salı günü başlayıp perşembe günü bitmesi tercih edilir. Düğünden bir gün önce erkek tarafı; uygun sayıda küçükbaş hayvan, tereyağı, şeker, çay, tuz ve yeterince unu kız evine gönderir. Düğüne gidecek davetliler erkek evinde toplanır. Her gelen davetli, davul-zurna ekibi tarafından karşılanır. Davetliler, kendilerini karşılamaya gelen davulun üzerine para atar. Akşam da davul-zurna eşliğinde komşular düğüne davet edilir. Düğünün ilk günü, taraflar, kendi çevrelerine düğün yemeği verir. İkinci gün, erkek evinin kadınları, geleneksel giysileriyle gelini almak üzere kız evine gider. Erkek evinden gelen davetliler karşılanıp, önce kız tarafının komşuları tarafından misafir edilir. Sonra hep beraber düğün evine gidilir. Düğün evinde yöreye ait halk oyunları oynanır. Geç saate kadar süren düğünün misafirleri, geceyi, davetli oldukları evlerde geçirir.

Ertesi sabah kız tarafı gelini hazırlar. Bu hazırlama evresinin önemli ritüellerinden biri de çeyizin herkesin gözü önünde tek tek açıklanmasıdır. Açıklanan her eşyaya yörenin ileri gelenleri değer biçer. Bu süreç de tamamlanınca, sıra gelini çıkarmaya gelir. Bir yandan gelin çıkarma havası çalınırken, diğer yandan gelinin bineceği at hazır bekletilir. Varsa gelinin küçük kardeşi yoksa da bir yakını gelin için hazırlanan ata binerek inmemekte diretir. İndirmek için uygun bir helat (bahşiş) verilmesi gerekir. Böylece geleneksel giysiler giymiş olan gelinin ata binmesi sağlanır. Gelinin atı ile arkasından gelen erkek tarafını temsil eden kadının atı arasından birinin geçmesi uğursuzluğa delalettir. Böyle bir durum yaşanmaması için gelinin atının kuyruğu güvenilir bir kişiye tutturularak geçiş yolu kapatılmak istenir. Tunceli evleri, geçmişte genellikle toprak damlardan ibaretti. Bu nedenle erkek evine getirilen gelinin atı, toprak damın önünde bekletilir. Sağdıcıyla dama çıkan damat, elindeki elmayı gelinin başına atmaya çalışır. Elma gelinin başına isabet etmişse o evlilikte erkeğin sözünün geçeceği sonucu çıkar. Damadın elmayı atmasından sonra sağdıcı da şeker, buğday, bozuk para gibi karışımı aşağıda bekleyen topluluğun üzerine serpiştirir. Bu karışım, o evliliğin bolluk, bereket ve mutluluk getirmesi dileği anlamına gelir. Atılan karışım, çocuklar tarafından toplanır. Sonra da damat damdan iner ve gerdek odasına girer. Ertesi gün, komşu hanımları gelini görmeye gider. Bu sırada geline yüz görümlüğü adı verilen hediyeler takılır.